Tr | En


Külliyat

Bütün Fikrin Gerekliliği
Aydınlık Savaşçıları
İdeolocya ve İhtilal
Yaşamayı Deneme
Münşeat
Tarihten Bir Yaprak
Kültür Davamız
Damlaya Damlaya
anafor
Necip Fazıl'la Başbaşa
Müjdelerin Müjdesi
İslâm'a Muhatap Anlayış
Kayan yıldız Sırrı
İstikbâl İslâmındır
Gölgeler
İbda diyalektiği
Dil ve Anlayış
Kökler
Marifetname
Kavgam I
Kavgam II
İktisat ve Ahlâk
Hikemiyât
Şiir ve Sanat Hikemiyâtı
Hukuk Edebiyatı
İşkence
Tilki Günlüğü I - VI
Hakikat-i Ferdiyye
Sahâbîlerin Rolü ve Mânâsı
Başyücelik Devleti
Yağmurcu
Üç Işık
Adımlar
Parakutâ'
Hırka-i Tecrîd
Büyük Muztaribler I
Sefine
Telegram
Büyük Muztaribler II
Elif
Büyük Muztaribler III
Furkan
Berzah
Büyük Muztaribler IV
Erkam
Madde Nedir?
İman ve tefekkür

 
Hikemiyat
-Tefekkür ve Hikmet-

Takdim    |   İçindekiler    |   Fragmanlar
Eser no: 23
320 Sayfa
1. Baskı
1988
Fragmanlar

Kısaca “Hikemiyyat” olarak isimlendirdiğimiz “İslâm tefekkürü”nün, derinliğine düşünce plânındaki aksi görünüşünü andıran “felsefe” veya “zamanüstü” karakterini gösteren “İslâm Tasavvufu” ile arasındaki farkı belirtmek için, işe “din ve felsefe” karşılaştırmasından başlıyoruz... Üzerinde duralım:

Felsefe, geniş mânâsıyla, bir bakış açısı, bir düşünce, bir anlayıştır; ve herkesin kendine göre... Dar mânâsıyla ise, insan düşünce ve bilgisinin teknik bir inceleme yolu; bu yolla incelenmesi... Neticede, beş yaşında bir çocuk da düşünür, filozof da; felsefeyle felsefe arasındaki fark... “Saf fikir” mânâsına felsefe, görüş, anlayış ve kavrayış halinde, düşünce tekniği; ve teknik düşünce... Ve, ilgilendiği alanlar; sanat, dil, politika, tarih, hukuk, matematik, bütün ilimler ve her şey...

Din ise aynı sahaya yerleşmek isteyişine bakarsanız, birisi “Mutlak Varlık”ın “Mutlak Hükümler”i, diğeri ise insanın düşünce faaliyetinin ürünü ve mutlak değil; yani “din” ile “felsefe”aynı şey değil...”Tahrif olmuş” semavî dinler de bu nitelikleriyle, İslâm’a aykırılık esası içinde, yakınlıklar ve uzaklıklar belirten felsefelerin derecelenişi içinde... Hikmetleri bazen Dinî hükümlerden pay mânâsına gelseler de, felsefe esasta tam zıt ve başıboş hakikat arayıcılığı olarak, “İslâm tefekkürü”nün aksidir; bağlandıktan sonra aramanın Şeriattan pay mânâsı, hikmettir... Ve, tefekkürün zikrin ayniyetine kadar yükselen nevîleri vardır ki, bir saati yetmiş senelik ibadete, ölçüyle denk görülmüştür; ama her düşünce ve hele saçmasapanı değil... (46, 47)


 
 
 
 
 
İbda Yayınları © 2007 | Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan hiçbir şekilde kullanılamaz. | www.ibdayayinlari.com - ibdayayinlari@ibdayayinlari.com