Tr | En


Külliyat

Bütün Fikrin Gerekliliği
Aydınlık Savaşçıları
İdeolocya ve İhtilal
Yaşamayı Deneme
Münşeat
Tarihten Bir Yaprak
Kültür Davamız
Damlaya Damlaya
anafor
Necip Fazıl'la Başbaşa
Müjdelerin Müjdesi
İslâm'a Muhatap Anlayış
Kayan yıldız Sırrı
İstikbâl İslâmındır
Gölgeler
İbda diyalektiği
Dil ve Anlayış
Kökler
Marifetname
Kavgam I
Kavgam II
İktisat ve Ahlâk
Hikemiyât
Şiir ve Sanat Hikemiyâtı
Hukuk Edebiyatı
İşkence
Tilki Günlüğü I - VI
Hakikat-i Ferdiyye
Sahâbîlerin Rolü ve Mânâsı
Başyücelik Devleti
Yağmurcu
Üç Işık
Adımlar
Parakutâ'
Hırka-i Tecrîd
Büyük Muztaribler I
Sefine
Telegram
Büyük Muztaribler II
Elif
Büyük Muztaribler III
Furkan
Berzah
Büyük Muztaribler IV
Erkam
Madde Nedir?
İman ve tefekkür

 
Büyük Muztaribler I
"Düşünce Tarihine Bakış"

Takdim    |   İçindekiler    |   Fragmanlar
Eser no: 41
416 Sayfa
1. Baskı
Mart 1998

Fragmanlar

"Felsefe"nin, başıboş arayış müessesesi olarak nitelenişi malum... Bu malumu hatırlatmamızın sebebi, “felsefî düşüncenin nerede başladığı” meselesi hakkında birkaç çizgi göstermeden önce, onun “hikmet sevgisi” anlamı yüzünden sadece başıboş arayışa değil, İslâm’ın gerçek dinler tarihi boyunca görünüşüne nazaran “bağlı düşünce”ye de âit oluşu yönündendir... Yâni, biz, başıboş arayışı gösteren felsefe ile bağlı düşünceyi gösteren hikemiyat arasındaki farkı işaretlerken, bir nevî, “düşünce tarihi”ni din dışı bir anlayışa bırakanların veya böyle anlayanların düştüğü yanlışlığa düşmeyelim... Bu ikazdan sonra mesele:

- “Felsefî düşüncenin ilk defa nerede ve nasıl başladığı hususunda çok eskiden beri tartışmalar yapılmıştır. Modern felsefe tarihçilerinin çoğunluğu diyorlar ki, felsefenin başlangıcı, İlkçağ filozoflarıdır.”

Gerçekte bu telâkki, milâdî 3. asrın sonları (veya 4. asır başlarında) yaşamış olan Diyojen Laertius adlı klâsik fikir tarihçisine kadar uzamaktadır. Eseri günümüze ulaşan ve bellibaşlı Avrupa dillerine mükemmel şekilde tercüme edilen bu klâsik müellif şöyle diyordu:

- “Çoğu zaman felsefenin yabancı ülkelerde (Doğu ülkelerinde) ortaya çıktığı iddia edilmiştir. Nitekim Aristo, (M.Ö. 384-322) ve Sotyon (M.S. 2. asır) diyorlar ki, İrân’da Mecusîler, Babil’de Kaldeliler ve Hindistan’da jimnosofist-çıplak filozoflar, felsefenin kurucusudurlar.”

Görüldüğü gibi, klasik fikir tarihçisi D. Laertius, felsefenin ilk defa Yunanlar tarafından başlatıldığını ve bunun aksini ileri süren Aristo gibi filozofların kesinlikle yanıldığını iddia etmektedir. İşte onun bu telâkkisi, kendi kültür kaynaklarını Yunan ve Lâtin medeniyetine bağlamış olan Avrupalı araştırıcılar tarafından reddedilmektedir. Nitekim daha geçen asırda (19. asır) yetişen bazı felsefe tarihçileri, İlkçağ filozoflarının kendi bilgi ve görüşlerini arttırmak üzere Doğu ülkelerine seyahat ettiklerine dikkat ederek, orjinal ve ilk olduğu sanılan eski filozofların, çoğunlukla Doğu felsefelerinden etkilendiklerini isbat edecek eser ve yazılar yazmışlardır. (s.136, 137)


 
 
 
 
 
İbda Yayınları © 2007 | Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan hiçbir şekilde kullanılamaz. | www.ibdayayinlari.com - ibdayayinlari@ibdayayinlari.com