Tr | En


Külliyat

Bütün Fikrin Gerekliliği
Aydınlık Savaşçıları
İdeolocya ve İhtilal
Yaşamayı Deneme
Münşeat
Tarihten Bir Yaprak
Kültür Davamız
Damlaya Damlaya
anafor
Necip Fazıl'la Başbaşa
Müjdelerin Müjdesi
İslâm'a Muhatap Anlayış
Kayan yıldız Sırrı
İstikbâl İslâmındır
Gölgeler
İbda diyalektiği
Dil ve Anlayış
Kökler
Marifetname
Kavgam I
Kavgam II
İktisat ve Ahlâk
Hikemiyât
Şiir ve Sanat Hikemiyâtı
Hukuk Edebiyatı
İşkence
Tilki Günlüğü I - VI
Hakikat-i Ferdiyye
Sahâbîlerin Rolü ve Mânâsı
Başyücelik Devleti
Yağmurcu
Üç Işık
Adımlar
Parakutâ'
Hırka-i Tecrîd
Büyük Muztaribler I
Sefine
Telegram
Büyük Muztaribler II
Elif
Büyük Muztaribler III
Furkan
Berzah
Büyük Muztaribler IV
Erkam
Madde Nedir?
İman ve tefekkür

 
Erkam
"Hayat-Sayı-Matematik"

Takdim    |   İçindekiler    |   Fragmanlar
Eser no: 50
360 Sayfa
1. Baskı
Şubat 2007
Fragmanlar

Kaba ve göstermelik bir şekilcilikle, sayı-matematik-geometriye, “bu mevzuya da el atmak lâzım!” diye değil de, kitablık çapta ortaya koyduğum meselelerin davet ettiği ve kendini empoze ettiği bir mesele olarak, gördüğünüz gibi el atmış bulunuyorum.
Usulümüz, bilgi vermekten çok, bilinenleri, daha doğrusu ilgililerce sayısız defalar işlenmiş olanları, uyarmak; eşya ve hâdiseye bakışta, onu günlük hayatın görülebilir bir zevki olarak işlemek. Durduğumuz yer de, Büyük Doğu-İBDA fikriyatının bakış açısı içinde ve işin fikir yönünden derinlik buudunu da göstermek üzere. (s.18-19)

Böylece matematik gibi “zamandışı” mevzular ve değişmeler dışındaki “değişmez değerler”le hakikatleri de bu yolla anlarken, mesele, “ben istemekte serbestim, ama istemeyi istemekte serbest miyim?” inceliğini kavrayarak, bu şuurun, –daha doğrusu şuurun bu yönünün– yeri ve değerini tayin etmekte.
“Parantez” kavramına dayanırsak, sayının zaman dışı niteliğini de, fenomenoloji usûlü hâlinde veriyor: Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna konulan işaret… Herşeyden tecrid olduktan sonra, insan zihninde kalan. (s.54-55)

Sayı ile ifâde edilen şeylerden bazısı “adem-yokluk”, bazısı da “vücud-varlık”tır. Zaman olur ki, bir şey his’te-duyu’da mevcut değildir, akılda mevcuttur. Şu hâle göre ister yokluk ve isterse varlık nev’inden olsun, “sayı” ve “sayılan şey” lâzımdır. Böyle olunca da, “vâhid-tek”in sayıyı inşâ etmesi gereklidir. Demek oluyor ki, SAYI VÂHİD’TEN MEYDANA GELİR. Her ne kadar, meselâ 9’dan aşağıya ve 10’dan yukarıya ve sonsuza doğru olan sayıların her bir mertebesi tek bir hakikat ise de, diğer mertebelerin toplamı ve bütünü değildir. Yâni her mertebe ayrı “vâhid”… (s.131-132)


 
 
 
 
 
İbda Yayınları © 2007 | Her hakkı saklıdır. İçerik izin alınmadan hiçbir şekilde kullanılamaz. | www.ibdayayinlari.com - ibdayayinlari@ibdayayinlari.com